Felsefe, etimolojik olarak “philo ve sophia” kelimelerinden gelir. Bilgeliğe duyulan aşktır. Şeylerin kökenine gitmek, her zaman en doğru yanıtları almamızı sağlar. Bu kökteki iki kelime olan Bilgelik ve Aşk önemlidir. Bilgelik, insanın bildiği ve doğru olduğunu akli olarak kabul ettiği değerleri eylemleri ile buluşturduğunda ortaya çıkan güçtür. Aşk ise, en üst anlamı ile kendini tanımayan insanın tamamlanma, gelişme isteğidir. Böylece kökene baktığımızda, felsefe sadece zihinsel sorgulamalar yapmak ve kalıplarımızı yıkmak değildir. Buna ek olarak yaşamlarımızla ve insanın doğası ile ilgili doğru yanıtlar bulmak, bunlara yaşamda harekete geçirecek cesarete sahip olmak ve böylece felsefenin aradığı “İnsan nedir, nerden gelir ve nereye doğru gider?” sorusuna yanıt vermektir.

 

“Kendini tanı, evreni tanırsın.” Der Sokrates. İnsan kendi kişisel sınırlarını, potansiyallerini ve yaşamdaki rolünü bilmez. Kendin arar ve keşfettiği ölçüde evreni de keşfeder.

 

Felsefe içimizdeki en değerli, en üstün nitelikler olan erdemleri ortaya çıkarmamızı sağlar.