Yıldız Savaşları Serisi dünya üzerinde belki de en fazla hayran kitlesine sahip olan film serisidir. Abartısız, on milyonlarca, hatta yüz milyonlarca hayran kitlesine sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bu başarıda kuşkusuz o mükemmel senaryonun etkisi çok büyük; ama tek etken bu değil. İnsanları kendisine bağlayan bir büyük etken daha var. Peki, nedir bu etken? Bu sorunun cevabı, tabii ki, filmin temel yapısıdır.

Filmin temel yapısı felsefi temellerden gelmektedir. Bunu en iyi şekilde Jedilarda görmekteyiz. Jedilar, Sith lordları hariç, filmdeki en güçlü canlılardır. Özel bir eğitimle eğitilirler ve eğitimin temeli de usta-çırak ilişkisine dayalıdır, tıpkı iç dönüşümünü arayanların eğitimi gibi. Bu özel eğitim sırasında Jedi öğrencileri(yani Padawanlar) ustalarının yanında her türlü tehlikeyle karşılaşarak içindeki güçleri kontrol etmeyi ve doğru zamanda doğru şeyi yapmayı öğrenirler. Bu olay hocasından eğitim alan Lanulara çok benzemektedir.

Filmin içinde geçen Güç biraz daha fantastik bir şekilde lanse edilse de aslında Yasa ile aynı şeydir. Bunu, bir Jedi’ın asıl amacını hatırlayarak anlayabiliriz. Hatırlarsanız, bu amaç Güç’ü dengede tutmak ve korumaktır. Bu aslında bir bakıma filozofun amacıyla benzerlik göstermektedir. Çünkü, bir filozofun amacı, Yasa’yı dengede tutmak ve korumaktır.

Bir diğer taraftan, filmi biraz daha dikkatle izlerseniz, filmde 7 katlı bedeni* de görebilirsiniz. Öncelikle bir Jedi, tüm arzularını, duygularını, bedensel isteklerini  bir kenara koymuştur, hatta onları dizginlemiştir bile. Yani, kişilik bedenini kontrol etmeyi öğrenmişlerdir. Bir karar verirken kendilerini değil, Güç’ü düşünerek karar verirler. Bu da saf zihni işaret eder. Her zaman Güç’ü dinleyerek hareket ederler. Bu da aslında sezgi bedene vurgu yapmaktadır. Son olarak da irade kısmı zaten Güç’ün kendisidir.

Diğer yandan Sith lordlarını düşünecek olursak, onlar için”Kötülüklerin Anası” desek yanılmış olmayız herhalde. Onlar için Güç bir amaç değil, bir şeyler elde etmek için bir araçtır. Onlar yanlış yola sapmış kimselerdir. Güç’ü yanlış amaçlar için kullananlardır. Ve aslında 3 temel sebepten dolayı yanlış yolda olan kimselerdir. Farklı bir deyişle, insan 3 farklı sebepten dolayı yanlış şeylere doğru sapar. Bu sebepler şunlardır: öfke, korku(özellikle bir şeyleri kaybetme sevdası) ve en güçlü olma isteği. Bu sebepler seride sık sık karşımıza çıkmaktadır.

Yıldız Savaşları Serisinde de diğer birçok fantastik filmler gibi bazı semboller kullanıldığını görmekteyiz. Yolculuğa davet, her zamanki gibi kahramanımızın hiç beklemediği bir zamanda meydana gelir; tıpkı kahramanımızın en beklenmedik anda yalnız kalması gibi. Ve tabii ki kahramanımız saf kötülükle, arzularla ve duygularla karşılaşmazsa olmaz. Bu tip durumlarda kahramanımız kendisiyle yüzleşir ve ondan tercihini yapması beklenir. Arzuların olduğu taraf her ne kadar çekici gelse de kahramanımız her zaman doğru olanı seçer. Aslında düşünecek olursak, tüm bunlar kendi iç yolculuğuna çıkan ve bu yolda ilerleyen birinin karşılaştığı olaylarla oldukça benzerlik göstermekte. İnsan hiç ummadığı bir anda gelişen bir olayla kendi iç yolculuğuna başlar ve bu yolda hiç beklemediği bir anda hocasız kalır. Artık bu yolda tek başına kalır. Bir süre sonra ise arzularıyla yüzleşerek en zor sınavını verir. Bu sınavdan ancak iradesi sayesinde başarıyla geçebilir.

Şunu unutmamalıyız ki aslında Güç hepimizin içinde. Tek mesele onu kontrol etmek ve doğru amaçlar için kullanmak. Bir diğer deyişle, hepimiz birer Jedi olabiliriz. Bu uğurda Güç sizinle olsun! İyi seyirler!

*7 katlı beden: İnsan, 2 farklı kısımdan oluşmaktadır: kişilik ve birey. Kişilik kısmımız 4 bedenden meydana gelmektedir. Bunlar; fizik beden, enerji beden, duygu beden ve arzu beden. Fizik beden, hareketi sevmeyen bedenimizdir. Yerinde durmak ve hareket etmek istemez. Enerji beden, enerjimizi barındıran bedenimizdir. Vücutsal ihtiyaçlarımız(uyku, açlık vb.) bu bedenimizle ilişkilidir. Duygu beden, içinde öfke, korku, şefkat gibi her türlü duyguyu barındıran bedenimizdir. Arzu beden ise bencil olan ve hep bir şeyler isteyen(özellikle kendine) bedenimizdir. Kişilik kısmımız bizim bu dünyaya ait olan geçici olan bölümümüzdür ve içinde sadece geçici olanları barındırır. Birey kısmımız ise 3 bedenden oluşur: saf zihin, sezgi beden ve irade. Saf zihin, gerçekleri alın bir şekilde fark eden ve yapılması gerekeni yapan zihnimizdir. Sezgi beden, bize ne zaman, ne yapmamız gerektiğini bildiren bedenimizdir. Bizim düşündüğümüz, duygularımızın esiri olan sezgi veya 6.his ile karıştırılmamalıdır. İrade ise ulaşabileceğimiz en yüksek noktaya, Yasa’ya ulaşmış bedenimizdir. Kişilik ve birey kısımlarının bir araya gelmesiyle 7 katlı beden oluşur. Dünya üzerindeki çoğu insan, kişilik kısmında sıkışıp kalmış durumda ve bundan dolayı geçici olanlara bağlı durumdadır. Bu yüzden, hepimiz iç dönüşümümüzü tamamlayıp birey kısmımıza ulaşmamız gerekir.